MAGAZIN

Ahmet Hakan’dan Altın Kelebek izlenimleri.

Altın Kelebek Ahmet Hakan izlenimleri

– EN İYİSİYDİ: İçim çok çok rahat olarak şunu ifade edebilirim ki: Disipliniyle, tıkır tıkır işlemesiyle, aksamaya zerre izin vermemesiyle… Türkiye sınırları içinde izlediğim en iyi ödül töreniydi. Hürriyet düzenledi diye demiyorum, yemin ederim Akit düzenlese yine aynı şeyi söylerdim.

– CEM YILMAZ: Yerim Cem Yılmaz’ın yanıydı… Adama ikide bir “Abi yarım saattir yanında oturuyoruz! Bir tane bile espri bile yapmadın! Cenazeye gelsek daha iyiydi yahu!” der gibi bakıp durdum… O da bir süre sonra Defne Samyeli’ye dönerek kendisini benden kurtardı.

– MAHCUBİYET: Ödül alırken, sahneye çıkarken, ismim anons edilirken falan… Şunu bir kez daha anladım ki: Şu dünyaya geldim gidiyorum, galiba ben hiç atamayacağım üzerimdeki imam hatipli mahcubiyetini…

– ŞIKEL/DAVRAN: Çağla Şıkel ve Cem Davran… Sahnede bir çift olarak çekişmesiz, uyumlu, komplekssiz, tamamlayıcı sunuculuk nasıl olmalıdır dersi verir gibiydiler: Her ikisine de kocaman tebrikler!

– ALEYNA: Bence Aleyna Tilki kardeşimizin acilen şu üç şeyden birini yapması şart: BİR:Yahya Efendi Dergâhı’nda birkaç gün inzivaya çekilmek… İKİ: Yoga kursuna yazılmak… ÜÇ:Britney Spears’ın hayatını ibret alarak incelemek…

– KİM KİMDİ: Gecenin Yılmaz Güney’i Ezhel’di… Gecenin en anlam atfedileni Sıla’ydı… Gecenin süper babası Türker İnanoğlu idi… Gecenin minik evladı Atlas idi… Gecenin annesi Gülbenidi… Gecenin komplekssizi Gani Müjde idi… Gecenin sosyal mesajcısı Hadise idi… Gecenin süper sempatiği Cem Öğretir idi. Gecenin en cool siması Müge Anlı idi…

– ACUN’UN ANILARI: Başkası anlatsa bir dakikasına bile dayanamayıp sıkılacağımız kişisel anılar, Acun anlatınca hepimize sanki hayatın sırrının açıklanması gibi geldi! Ağzımız açık dinledik Acun’un anılarını… Sanırım literatürde buna “başarının tatlı kokusu”deniliyor.

– TEYİT ETTİĞİM ŞEYLER: Tören boyunca şunları teyit ettim: Demet Akalın hakikaten harbi kızmış! Çağlar Çorumlu hakikaten pek samimiymiş! “Çukur” ekibi hakikaten azıcık uçukmuş!

– ANNE TEPKİSİ: Ödül aldım, sahneden indim. Telefonum acı acı çaldı. Arayan annemdi. “Oğlum, sen niye aldığın ödülünü annene adamadın? Ağlarsa annen ağlar, gayrısı yalan ağlar oğlum” dedi ve çat diye kapattı telefonu yüzüme.

– BİR ÇETE: Dışarıda “ünlülerle fotoğraf çektirme çetesi” adını verebileceğimiz bir çete vardı. Çete elemanlarından biri, parmağıyla beni göstererek “Şu herif kimdi lan?” dedi. Arkadaşı, “Bilmiyorum oğlum. Çektir fotoğraf, önemsiz biriyse silersin” diye cevap verdi… Ve sonunda 40 yıllık dost gibi gülümseyerek fotoğraf çektirdik keratayla.

– CÜNEYT ARKIN: Devasa bir anıt gibi, muhteşem bir tarih gibi, muazzam bir mazi gibi yükseldi sahnede… Hey gidi ulu çınar hey!

– MFÖ: İki gitarla öyle güzel bir mini konser verdiler ki… Hemen eve koşup MFÖ şarkıları dinlemek geldi içimden. Sesini sonuna kadar açarak tabii…

– KOSTÜMLER: Sibel Can beyaz bir meleği tasvir etme çabasındayken Özge Özpirinççi uzay filmlerinin masum kızlarına gönderme yapıyordu. Fatih Ürek “adeta” bir James Bond edasındayken Pınar Altuğ otoriter bir müdire hanımın altını çiziyordu.

– EDİS/TARKAN: En iyi popçu ödülünü alan Edis kardeşimiz, gerçekten efendi çocuk, gerçekten iyi çocuk, gerçekten düzgün çocuk… Ama Tarkan olabilmesi için 40’a yakın fırının ekmeğini yemeye şimdiden başlaması şart.

– MÜMİN SARIKAYA: Yozgat’ımızın medarıiftiharı, “Ben Yoruldum Hayat”ın mimarı, Orta Anadolu’nun sevecen siması Mümin Sarıkaya’nın “En İyi Halk Müziği Sanatçısı”ödülü almasına, kendi aldığım ödülden bile daha fazla sevindim.

– KENAN İLE BEREN: Var ya… Bu aşk biterse… İtimadımız sarsılacak… Uğursuzluk kaplayacak etrafımızı… Kötü bir koku yükselecek yeryüzünden… Yüzümüz asılacak… Kısacası bitmesin bu aşk.

Hürriyet

Yukarı